Gece bekçisi: Baykuş
Kuşlarda en gelişmiş duyular görme ve işitmedir. Bunun en güzel örneğini baykuşlarda görürüz. Avlarını çok az ışıkta yakaladığı gibi, görmenin sıfıra düştüğü anlar onun için sorun olmaz. Karanlıkta kulaklar devreye girer. Aldığı sinyallerle avının yerini tespit eder. Kulakları bizim duymadığımız en küçük tıkırtıyı, hışırtıyı duyar. Radar gibi kulaklarıyla, karanlıkta uçan kanat seslerini veya bir kemirgenin yemek yemesini duyabilir.Bütün kuşların gözleri başlarının yan taraflarında yer alırken baykuşların gözleri, tıpkı insanlarınki gibi öndedir. Gözlerinin öne doğru olması baykuşlara dürbün görüşü sağlar. Bu görüşle, cisimleri üç boyutlu olarak görür. Avına yaklaşırken uzaklık hatası yapmaz.
Gözler bazı türlerde vücut ağırlığının yüzde beşini oluşturur. İnsanlarda böyle bir oran, bir portakal büyüklüğüne eşittir. Gözlerindeki ağ tabakası sarı renklidir. Büyüteç görevini yapar. Baykuşun gözleri, az ışıklı ortamlarda bizden daha iyi görmesini sağlar. Fotoğraf makinesi objektifine benzer. Büyük gözler daha çok görüntü hücresi içerir. Bu da daha iyi görüntü demektir. Avcı bir kuşun gözünde bir milyondan fazla görüntü hücresi bulunur.
Baykuşlar, karanlıkta hızla hareket eden küçük hayvanları avlarlar. Bu kuşlar için en iyi göz, grinin tonlarını görendir. Yani dünyaları, siyah-beyaz bir televizyonun görüntüsü gibidir. Bu gözlerin özelliği, içlerinde yüksek sayıda ışığa karşı hassas hücrelerin bulunmasıdır. Bu hassas hücre sayısı ne kadar çoksa görüntü de o kadar iyi olur.
Bir baykuşun boynunda 14 tane omur vardır. İnsandaki omur sayısı bunun yarısı kadardır. İşte bu özellik baykuşun kafasını tam 300 derece döndürebilmesini sağlar. Bu sayede kafasını geriye doğru çevirerek tüm çevresini görebilir. İnsanın kafasını hareket ettirerek elde ettiği en yüksek görüş açısı 180 derecedir.
Devamını Oku…